transistör, tek pakette
NVIDIA Blackwell B200 (iki die). 1971'deki Intel 4004 yalnızca 2.300 transistör taşıyordu.
tırnak boyutunda, milyarlarca transistör
Modern dünyanın
Parmak ucundaki bir silikon parçası: içinde milyarlarca mikroskobik anahtar, kilometrelerce görünmez bakır tel ve saniyede milyarlarca kez atan bir kalp. Kumdan başlayıp bir işlemcinin en küçük atomuna kadar birlikte inelim.
NVIDIA Blackwell B200 (iki die). 1971'deki Intel 4004 yalnızca 2.300 transistör taşıyordu.
Görünür ışıktan yaklaşık 40 kat kısa. Çipin en ince çizgilerini bu ışık çizer.
Tek bir wafer'dan çip boyutuna göre yüzlerce hatta binlerce die çıkar.
Her damla lazerle vurulur; oluşan plazma 13,5 nm ışık yayar.
Işık bir nanosaniyede yalnızca yaklaşık 30 cm gider; çip bu yüzden minicik olmak zorunda.
Her milyar atomda en fazla bir yabancı atom. Dünyanın en saf maddelerinden biri.
Bir çipin içindeki yapılar öyle küçük ki insan saçı bile yanlarında dev kalır. Kaydırıcıyı çek ya da bir ölçeğe dokun; saçtan silikon atomlarına kadar yolculuk et.
Transistör, elektrikle kontrol edilen bir musluk gibidir. Kapıya gerilim uygula; kanal oluşsun, elektronlar kaynaktan savağa aksın. Aç, kapat: 1 ve 0, bilgisayarın bütün dili bu.
Gerilim eşiği geçince kapının altında elektronlar toplanır ve iletken bir kanal oluşur. Gerçek bir transistör bu anahtarlamayı saniyede milyarlarca kez yapar; burada yavaşlatılmış izliyorsun.
İki–dört transistör bir mantık kapısı yapar, birkaç kapı bir toplayıcı, milyarlarcası bir işlemci. Aşağıda kapıları ve gerçek bir toplayıcının mantığını kurcala.
Bitlere dokunarak sayıları gir. Taşıma (carry) zincirinin soldan sağa nasıl yürüdüğünü izle.
Paketlenmiş bir işlemci tek bir parça gibi görünür ama aslında üst üste istiflenmiş katmanlardan oluşur. Sürükleyerek döndür, katmanları ayır, listeden birini seç.
Gelişmiş bir çip yüzlerce işlem adımından geçer; kaplama, ışıkla desenleme, aşındırma, katkılama ve metalleştirme döngüsü defalarca tekrarlanır. İşte yolun ana duraklar.
Wafer üzerine rastgele toz ve kristal kusurları düşer. İçine kusur düşen die çöpe gider. Die büyüdükçe kusura denk gelme ihtimali artar.
Gordon Moore 1965'te, çip başına transistör sayısının düzenli olarak katlanacağını gözlemledi. Çizgi bir doğa yasası değil, bir sanayi ritmi; ama yarım yüzyıl boyunca şaşırtıcı biçimde tuttu. Noktalara dokun ya da üzerlerine gel.
Her yatay çizgi bir önceki çizginin on katı. Düz bir çizgi, sabit bir hızla katlanmak demek.
Güç yoğunluğu sınırına çarpılınca saat hızları yerinde saydı; artan transistörler çok çekirdeğe ve özel hızlandırıcılara harcandı.
Tek die büyütmek yerine chiplet ve 3D istifleme; Cerebras ise bütün wafer'ı tek çip yapıyor.
Hepsi silikon ama her biri başka bir iş için tasarlanmış. Kartların üzerinde gezin; çubuklar kabaca karakteri gösterir (illüstratif, ölçüm değil).
Altmış yılı aşkın sürede laboratuvar merakı, dünyanın en karmaşık sanayisine dönüştü.
Atomlara yaklaştıkça küçültmek zorlaşıyor. Mühendisler yeni transistör biçimleri, yeni güç yolları ve yeni paketleme fikirleriyle ilerliyor. Kartları sürükle.